23.03.2026 09:26:00

Ulaş Salih ÖZDEMİR

Çıta: Korkudan Dostluğa Uzanan Bir Hikâye

Çıta bir veli miydi?
Yoksa bizim gibi deli mi?

Çocuk aklı işte… Dünyayı anlamlandırmaya çalışırken her şeyi ikiye ayırırdım: iyi ya da kötü, güvenli ya da tehlikeli, bizden ya da bizden olmayan. Çıta, bu ayrımların hiçbirine sığmayan biriydi. Bu yüzden belki de en çok ondan korkardım.

Küçüktüm. Bedenime ağır gelen, kalın tahtalardan yapılmış boya sandığını omuzlayıp Kırşehir’in saat kulesinin olduğu parkta ayakkabı boyacılığı yapardım. O yaşta hayatın ne demek olduğunu tam bilmezdim ama yük taşımayı iyi bilirdim. Sandık ağırdı ama asıl ağırlık geçim derdiydi. Yine de çocukluk işte, arada bir umut sızardı içime.

O parkın müdavimleri vardı. Emekliler, işsizler, dalgın bakışlı insanlar… Ve bir de Çıta.

Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Aniden bağırması, ağzından köpükler çıkararak konuşması, kontrolsüz hareketleri… Küçük bir çocuk için bunlar açıklanabilir şeyler değildi. Benim dünyamda Çıta bir insan değil, bir korkuydu. Gözümde büyürdü, büyürdü… Dev gibi olurdu. Onu gördüğümde içime bir ürperti çöker, elim ayağım birbirine dolanırdı. Kaçacak yer arardım. Saklanacak bir köşe…

Korkardım. Hem de çok.

O yaşta kimse bana onun kim olduğunu anlatmadı. Belki de anlatamazdı. Çünkü bazı insanların hikâyesi kelimelere sığmaz. Anlaşılmadıkları için korkutucu görünürler.

Yıllar geçti. Çocukluk korkularım yerini başka dertlere bıraktı. Hayat beni de yoğurdu, törpüledi. Artık sadece dışarıdan bakmamayı, biraz da anlamaya çalışmayı öğrendim.

Ve bir gün fark ettim: Çıta değişmemişti. Değişen bendim.

Bir zamanlar dev gibi gördüğüm adam aslında yorgun bir insandı. Belki kırılmış, belki unutulmuş, belki de kendi zihninin içinde kaybolmuştu. Ama her şeye rağmen oradaydı. Aynı parkta, aynı bankların etrafında dolaşan, aynı şehirde var olmaya çalışan bir insan…

Biz arkadaş olduk.

Ne zaman Kırşehir’e gitsem, bir şekilde beni bulur. Bu bulmak öyle tesadüf gibi değildir; sanki görünmeyen bir bağ çeker onu bana. Otururuz. Bir çay söyleriz. Ben anlatırım, o dinler. Bazen o anlamaz ama ben dinlerim.

Çok derin cümleler kurmayız belki ama o anın içtenliği her şeye yeter.

Bu bayramda da yine buluştuk. Yılların içinden süzülüp gelen bir alışkanlık gibi… Aynı parkta, aynı şehirde ama bambaşka duygularla. Çocukken kaçtığım o adamla şimdi yan yana oturup çay içmek, hayatın bana attığı en anlamlı imzalardan biri gibi geldi.

Düşündüm sonra…

Biz aslında en çok anlamadığımız şeyden korkuyoruz. Adını koyamadığımız, içine bakamadığımız, bize benzemeyen her şey ürkütüyor bizi. Oysa biraz yaklaşınca, biraz dinleyince, o korkunun yerini tuhaf bir tanışıklık alıyor.

Çıta ne bir veliydi ne de deli…

O sadece insandı.

Ama insanı anlamak, bazen bir ömür sürüyor.

Anahtar Kelimeler: Ulaş Salih Özdemir çocukluk korkuları ve insanı anlama hikayesi, Kırşehir parkında geçen gerçek yaşam öyküsü, farklı insanları anlamak üzerine duygusal köşe yazısı, korkudan dostluğa dönüşen hayat hikayesi Türkiye, toplumda ötekileştirme ve empati üzerine yazı, bayramda eski dostlarla buluşma anlamı, insan psikolojisi ve çocukluk algısı anlatımı, Ulaş Salih Özdemir Çıta hikayesi köşe yazısı,


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.