20.02.2026 09:30:00

Ulaş Salih ÖZDEMİR

Doğru Her Zaman Hızlı Kazandırmaz

Hayat insanı çoğu zaman hatalarıyla değil, doğrularıyla sınar. Yanlış yaptığınızda bedel bellidir. Peki ya doğru yaptığınız halde kaybediyorsanız? İşte asıl imtihan orada başlar. Bir karar alırsınız. Vicdanınız rahattır. Aklınız doğru der. Kalbiniz tasdik eder. Ama sonuç? Beklediğiniz kapılar açılmaz. Alkış gelmez. Hatta bazen yalnız kalırsınız. Sanki doğruyu yaptığınız için cezalandırılıyormuş gibi hissedersiniz.

Toplumun sessiz bir baskısı vardır: Boş ver, herkes nasıl yapıyorsa öyle yap. Bu devirde böyle doğruculuk olmaz. Sonuç önemli, yöntem değil. Oysa insanı insan yapan tam da o yöntemdir. Doğru her zaman hızlı kazandırmaz. Doğru, çoğu zaman sabır ister. Bir tohum gibi toprağa gömülür, üstü kapatılır ve görünmez olur. Dışarıdan bakan kayboldu zanneder. Ama tohum, karanlığın içinde çatlar. Hayatta yaptığımız bazı doğrular da böyledir. Hemen meyve vermez. Hatta bazen uzun süre sessiz kalır. Fakat insanın iç dünyasında bir omurga inşa eder. Ve omurgası olan insan, rüzgar karşısında eğilmez.

Başkasının doğru diye sunduğu şey, her zaman sizin doğrunuz değildir. Toplumun alkışladığı her karar, vicdanın tasdik ettiği karar olmayabilir. Bugün size mantıklı görünen bir taviz, yarın karakterinizden bir parça koparabilir. İnsan bazen kaybetmeyi göze alarak doğruyu seçer. Çünkü bilir ki; başkasının doğrusuyla kazanılan bir başarı, içten içe yenilgidir. Velev ki yaptığınız doğru sonuç vermedi, en azından geceleri başınızı yastığa koyduğunuzda kendinizle kavga etmezsiniz. Bu, küçümsenecek bir kazanım değildir.

Ancak bir başka hakikat daha var. Doğruya inanmak, körü körüne inat etmek değildir. Bazen doğru sandığınız şey sizi çürütüyorsa, bazen sonuç sizi tüketiyor ve çevrenize zarar veriyorsa, işte orada cesaret başka bir boyuta geçer. Bir cerrah edasıyla neşteri kendinize vurmanız gerekir. Acıtır, kanatır ama iyileştirir. Korkarak, titreyerek, sürekli erteleyerek yaşamak insanı yavaş yavaş çürütür. Cesaret ise bir anlıktır ama etkisi ömürlüktür.

Toplum bize temkinli olmayı öğretir. Ama çoğu zaman temkin adı altında korkuyu normalleştirir. Oysa korkarak verilen her karar, içimizde küçük bir pişmanlık bırakır. Cesaretle verilen karar ise, sonuç ne olursa olsun insana güç verir. Kaybetseniz bile büyürsünüz. Hayatın terazisi tuhaftır: Bazen kaybederek kazanırsınız, bazen kazanarak kaybedersiniz. Önemli olan hangi tarafta durduğunuzdur.

Bugün dünyada en büyük krizlerden biri başarı krizi değil, şahsiyet krizidir. İnsanlar sonuç odaklı ama ilke yoksunu. Hızlı ama derinliksiz. Güçlü ama içi boş. Oysa karakter, uzun vadeli bir yatırımdır. Ve en karlı yatırım, insanın kendine yaptığıdır. Doğruyu seçmek her zaman kazandırmaz ama insanı büyütür, derinleştirir ve sağlamlaştırır. Ve unutmayın: Bir insanın en büyük serveti, kazandıkları değil, vazgeçmedikleridir.

Belki bugün doğruyu seçtiğiniz için zor bir süreçten geçiyorsunuz. Belki yalnız kaldınız. Belki alkış yerine eleştiri aldınız. Ama eğer gerçekten inanıyorsanız yaptığınızın doğru olduğuna sebat edin. Çünkü bazı doğrular hemen değil, zamanı geldiğinde ilaç olur. Ve bazen hayat, en büyük ödülü en çok direnenlere verir.

Yazar: Ulaş Salih Özdemir

Anahtar Kelimeler: Doğruyu seçmek kazandırır mı, Ulaş Salih Özdemir kimdir, karakterli olmak nedir, dürüstlük neden zor, kaybetmek ne zaman kazançtır, şahsiyet krizi nedir, cesaretin bedeli nedir, doğru karar nasıl alınır, sabır ve başarı ilişkisi nedir, vicdan rahatlığı neden önemlidir,


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.