21.02.2026 12:19:00

Hakan KAVUZKOZ

Büyük Dil Modelleri Sınıfa Girdi: Mesele Sadece Teknoloji Değil, İstikamet Meselesidir

Eğitim sadece bilgi aktarma süreci değildir. Eğitim; bir milletin hafızasını, inancını, kültürünü ve medeniyet tasavvurunu yeni nesillere aktarma iradesidir. Bu yüzden bugün sınıflarımıza giren Büyük Dil Modelleri meselesini yalnızca teknolojik bir gelişme olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bugün milyonlarca öğrenci, ödev yaparken ya da araştırma hazırlarken yapay zeka araçlarına başvuruyor. Bu sistemlerin arkasında ise küresel teknoloji şirketleri bulunuyor. Ancak asıl soru şu: Bu teknolojiyi kim üretiyor değil; hangi değer zemini üzerinde üretiyor?

Hiçbir teknoloji bütünüyle nötr değildir; onu geliştiren zihniyetin izlerini taşır. Dil modelleri hangi kaynaklarla eğitildiyse, hangi kültürel referanslarla beslendiyse o çerçevede cevap üretir. Eğer biz kendi değer dünyamızı, tarihsel birikimimizi ve medeniyet perspektifimizi dijital ortama taşımazsak; çocuklarımız başka zihin haritalarıyla şekillenir. Bu noktada mesele, yapay zekayı yasaklamak değildir. Mesele, yapay zekayı kendi değer kodlarımızla buluşturmaktır.

Büyük Dil Modelleri bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Fakat eğitim yalnızca bilgiye erişim değildir; bilgiye anlam kazandırma sürecidir. Bir öğrenci birkaç saniyede tarih özeti alabilir ama o tarih millet olma bilincini inşa etmiyorsa kuru veri yığınından öteye geçmez. Bizim eğitim anlayışımızın temelinde ahlak, sorumluluk, vefa ve kültürel süreklilik olmalıdır. Yapay zeka bu değerlerin yerine geçemez; ancak doğru rehberlikle bu değerleri güçlendiren bir araç haline getirilebilir.

Öğretmen artık sadece bilgi aktaran kişi değildir. Öğretmen; öğrenciyi doğru soruya yönlendiren, yapay zekadan gelen cevabı sorgulamayı öğreten, milli ve manevi değer süzgeci kazandıran kişidir. Eğer çocuklarımız yapay zekaya her söylediği doğrudur gözüyle bakarsa eleştirel düşünce zayıflar. Ama öğretmen rehberliğinde kullanılırsa bu araç analitik düşünceyi güçlendirebilir.

Bugün en çok tartışılan konu, ödevleri artık öğrencinin mi yoksa yapay zekanın mı yaptığıdır. Aslında bu soru teknolojiden çok karakter meselesidir. Eğer eğitim sistemi sadece not odaklıysa öğrenci kısa yolu seçer. Ama eğitim sistemi erdem odaklıysa öğrenci üretmenin değerini bilir. Biz çocuklarımıza sadece başarıyı değil, emeğin onurunu da öğretmek zorundayız.

Türkiye’nin yapması gereken şey nettir: Yapay zeka okuryazarlığını müfredata dahil etmek, yerli ve milli veri setleriyle beslenen modeller geliştirmek, ölçme ve değerlendirme sistemini analiz ile yorum temelli hale getirmek ve öğretmenleri bu dönüşüme hazırlamak. Eğer biz kendi dijital medeniyet tasavvurumuzu kurmazsak, başkalarının inşa ettiği dijital dünyada misafir oluruz.

Tarih boyunca her büyük dönüşüm bir sınav olmuştur. Matbaa da bir sınavdı, internet de öyle. Bugün yapay zeka da aynı eşiktir. Mesele teknolojiyi reddetmek değil; onu hangi istikamette kullanacağımıza karar vermektir. Eğer yönümüz sağlam, değerlerimiz güçlü, irademiz kararlıysa; yapay zeka bir tehdit değil, milletimizin istikbaline hizmet eden bir araç olur. Çünkü teknoloji akıl üretir ama medeniyet akla istikamet verir.

Yazar: Hakan Kavuzkoz

Anahtar Kelimeler: Hakan Kavuzkoz kimdir, Yapay zeka eğitimde nasıl kullanılır, Yerli yapay zeka neden önemlidir, Büyük dil modelleri güvenli mi, Eğitimde dijital dönüşüm nasıl olmalı, Öğretmenlerin yapay zeka rolü nedir, Yapay zeka ahlaki değerleri etkiler mi, Türkiye yapay zeka stratejisi nedir,


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.